Karşılıksız Aşk
October 7th, 2005
Aşağıdaki yazıyı ek$i sozluk‘ten aldım. Okumaya değer gibi geldi. Yorumsuz bırakıyorum.
tabiatin bir hatasidir. bir anlamda sistemin kisa devre yapmasi, mavi ekran vermesi, ariza cikarmasi durumudur. ama ne yaziktir ki tabiat bu arizayi siklikla cikarmaktadir.
bir dusunun, ilginizi ceken ve fiziksel olarak ayni mekan icerisinde gordugunuz kisileri… ilgi seviyesi farketmez, biraz hafizanizi kurcalarsaniz hatirlarsiniz ki tamamen karsiliksiz bir ilgi yoktur. alisveris yaparken gozgoze geldiginiz bir kasiyer, okulda derste karsi cinsten bir arkadasinizla o gun birbirinize biraz farkli bakmaniz, yolda yururken hic tanimadiginiz biriyle goz flortune girismeniz ki iki saniye bile olsa hepsi karsiliklidir.
dolayisiyla karsliksiz ask diye tanimladigimiz askta da illa ki bir karsilik vardir. cok buyuk bir olasilikla asik oldugunuz kisi de sizi bir sekilde begenmektedir. bu yuzden de askin karsiliksiz kalmasi sorununa cozumu sig sularda aramamak gerekir. biraz derinlere dalmak lazim bunu sorustururken. oysa biz ne yapiyoruz? sikeni severler seveni sikerler tadinda takiliyoruz. oysa bu ask degildir. bu flortun, kadin erkek iliskilerinin (daha dogrusu buna ikili iliskiler diyelim ve escinselleri dislamayalim!) kendi dogasinda olan bir kacmaca kovalamacanin urunudur. siz hep kacan ya da hep kovalayan tarafta kaliyorsaniz tabiat sizi ne yapsin, nerelere koysun?
belki de dislerinizi fircalamiyorsunuz? cok ama cok zevksiz bir giyim tarziniz var. belki de dunyadan haberiniz yok, nasil ki insanin ter kokusu kendisine kokmaz, siz de belki hoduksunuz, hiyarin onde gidenisiniz ve bundan haberiniz yok?
tamam, bu kadar sert olmayalim. soyle diyelim. karsiliksiz askiniz konusunda mutlaka bir careniz var. tabiatin bir an sasan duzeni mutlaka yerine gelmeye egilimlidir. bilin ki farkediliyorsunuz, bilin ki size karsi birseyler mutlaka hissediliyor. ama karsilikli ne kadar biraraya geldiniz? ya da karsiliksiz aska sebep olan biten bir ilskiyse bitis sureci sonrasinda dengeler yerine otursun diye ne kadar beklediniz ya da cabaladiniz? bir baska yonune daha deginelim konunun; gercekten hissettiginiz seyin ask oldugundan emin misiniz? sakin aliskanlik acisi olmasin o? yureginizi acitan sey kendinizi kendi ellerinizle hapsetmis olmaniz ve simdi gun isigina cikinca ne yapacaginizi bilmemenin getirdigi panik olmasin? aylarca, hatta belki yillarca ihmal ettiginiz dostlariniza hangi yuzle merhaba diyeceginizin telasesi olmasin bu?
igneyi kendimize batiralim evvela, ama elbette bunu yaparken karsi tarafin bizzat bilincli olarak size aci vermesi durumlarini istisna kizagina cekip bekletelim. karsilastiniz, hoslandiniz birbirinizden ve tanistiniz. sinema, kafe, dans, sohbet muhabbet derken heyecan aldi basini gidiyor! tanismadan bir gun once yarisina geldiginiz romani bitiremediniz hala, aradan iki ay gecmesine ragmen. sahane bir iliski, yakinlarinizla iddialasiyorsunuz bu sefer tamam, hayatimin askini buldum diye…
sonra ne oluyor? ilsikiye gore degisir, ne kadar zaman sonra belli olmaz ama bir heyecansizlik var artik. karsinizdaki kadinin gunun 24 saati cok guzel olan saclari, onlari toplayip topuz yaptiginda size itici geliyor. karsinizdaki adamin size hos gozuken icinizi gidiklayan kirli sakalli, saginik gomlekli hali gozunuze pasaklilik olarak gozukuyor.
ayrilmak istiyorsunuz. ama hayir, nasil ki asla kanser olmayacaksiniz ve asla agir bir trafik kazasi gecirmeyeceksiniz, ayni duygularla ayrilik bizim basimiza gelemez diyorsunuz. o yuzden hamle etmiyorsunuz ayrilmaya, sorunlarinizi konusmaktan dahi kaciyorsunuz. sonra bir gun o essek sizi terkediyor. cok caniniz yaniyor, o yok artik hatta belki baskasinin kollarinda. baskasi sevistikten sonra onun gomlegini giyiyor. ya da artik baskasi onu yataga atip ic camasirlarini yirtarak cikartiyor? telefonlariniza cevap vermiyor, maillerinizi almamis gibi hissediyorsunuz. onunla konusmaya calismak tanriya dua etmek gibi; somut bir cevap yok, ses gelmiyor.
asagilandiginizi hissediyorsunuz. yalniz oldugunuzu ve usudugunuzu hissediyorsunuz. sokaga ciktiginizda sizi goren herkesin aaa suna bak ask acisi cekiyo bu salak ezik zavalli sumuklubocek bozmasi dediklerini saniyorsunuz, sanki herkes herseyi biliyor. birlikteyken bebek parkinda bir kediyi sevmistiniz ve kedi cok mutlu olmustu. ama siz ayrildiginiz icin o kedi oyle sevilmeyecek bir daha, buna mutsuz oluyorsunuz (halbuki o yine gidip en tatli haliyle sevebilir o kediyi ya da siz de kendiniz yapabilirsiniz bunu).
hayir, olay bu degil, bu hissettikleriniz ask acisi degildir degerli dostlarim. dolayisiyla karsiliksiz ask da degildir bu. siz olsa olsa ama isteyerek ama istemeden yazdiginiz bir senaryonun basrol kahramani oldunuz. filmden derhal istifa edebilirsiniz. bu durumu bir belgesel olmaktan cikarip savasabilirsiniz ya da baska bir hayat kurabilirsiniz.
yok ortamda ask varsa, bilin ki o da sizi dusunuyor. diyor ki keske o salatayi elle yemeseydi belki o zaman bu kadar ofekelenip bunalmayabilirdim! ya da diyor ki arkadaslarimla lise toplantisina gitmem konusunda ariza cikarmasi bardagi tasiran son damla oldu, keske yapmasaydi..
simdi ne olacak? ne kadar surecegi belli olmaz, ama ask bir miknatis gibi sizi birbirinize cekecek. buna direndikce de ask acisi cekeceksiniz, bu kez gercekten. diyeceksiniz ki sikeyim boyle askin izdirabini, eros, cupid, beni vura vura bununla mi vurdu, bunu mu sapladi gogsume ok olarak. faydasiz.. o saplanmis bir kere cikmaz oradan.
istediginiz kadar uzulun arkadasim, yirtin kendinizi. anksiyete ilaclari alin, terapistlere gidin, arkadaslarinizla bir kasa raki ve bir legen alip eve kapanin, ne yaparsaniz yapin ama karsiliksiz ask demeyin buna. onun yerine deyin ki askimiz catladi ve zayifladi, kimbilir ne kadar surecek simdi duzelmesi? ya da deyin ki ulan yine bulamadik aski! ama bunu demek icin bile durmaya gormeye ve zamana ihtiyaciniz var.
karsiliksiz ask, bir gonul yanilgisidir, goz aldanmasiyla oyalayan resimler gibi.
April 22nd, 2007 at 9:32 pm
[…] not: Bu yazı, iki yıl kadar önce ek$i sözlük‘te yazdığım bir yazıdan derlenmiştir. Yazının orijinalini Jefe’nin Yorumları‘nda bulabilirsiniz. Kategori: Genel, Psikoloji, İlişkiler — Osman S Börütecene […]