Yeni WordPress Teması
December 7th, 2006
Bir süredir yeni bir tema hazırlayacağımız söyleyip duruyordum ancak bir türlü zaman ayıramamıştım. Kısmet bugüne (ve geceye) imiş. Yeni tema karşınızda. Tema’nın anasayfası ingilizce olan sitemde. Oradan indirip kullanabilirsiniz. Teknik sorularınızı, bulduğunuz bug’ları vs. yi bu post altına yorum olarak yazabilirsiniz, takipçisi olurum
Tema WordPress Sidebar Widgets uyumlu. CC ile lisanslı. Template büyük ölçüde WordPress Classic üzerine kurulu. Phu Ly’nin Treba teması da bu tema’nın css’sini hazırlarken bir hayli yardımcı oldu. Görsel olarak tamamen bağımsız olan ilk WordPress temamı vatana millete sunmaktan mutluyum, gururluyum
Yeni Blog
November 30th, 2006
WordPress’le iyice haşır neşir olmuşken iki yeni blog açtım. Bunlar sıradan iki blog değil. Bu iki kişisel blog bundan sonra Jefe’nin Yorumları’nı okuyabileceğiniz yerler olacak. Bu blogdaki arşivler yerinde duruyor, daha en az bir yıl duracağını da garanti edebilirim. WordPress’le ilgili deneysel çalışmalarımın da bir kısmını burada canlı olarak yapıyor ve yayınlıyor olacağım.
Ziyarete beklerim: Osman S. Börütecene, VISNUM
WordPress İnsanı Olmak
November 25th, 2006
Son günlerimin neredeyse tamamını WordPress’i daha iyi tanımaya harcadım. Daha evvelden bir tema hazırlamakta olduğumu yazmıştım. Aklımdaki iskeleti hayata geçirdim sayılır. Bu blogda, biraz geriden de olsa canlı olarak değişiklikler yapıyorum hazırladığım tema/temalarla ilgili.
İlk birkaç tema ve stili bitirdikten sonraki ilk hedefim bunları blogger’a (blogspot) port etmek olacak.
Can Sıkıntısı
February 22nd, 2006
Yoğun bir dönemdeyim demiştim, şu anda da hem blog için birşeyler yazıyorum hem de instant messenger da bir kaç gündür konuşamadığım arkadaşlarımla konuşuyorum.
Bazılarının canı sıkılıyor. Haklılar. Hayatın bir anlamı yok. Ama ben de sıkıntılı zamanlarımda bu konuya çok kafa patlattım ve anladım ki can sıkıntısı dediğimiz şey gerçek değil. Kuruntu falan demiyorum. Herşeyin yaratıcısı bizleriz diyorum. Biz yarattığımız için de biz değiştirebiliriz.
Ne zaman bunları söylesem sanki böyle çok yumuşak, çok sevecen, çok tozpembe şeyler söylüyorum gibi geliyor insanlara oysa bu söylediklerim öyle sert ki… anlayana tabi.
Zen Budizmi
February 22nd, 2006
Bunca işin arasında yıllardır hep aklımın bir köşesinde kalmış ama hiç bir zaman ilgilenmediğim, hakkında bir kitapn açıp okumadığım, internette üzerine herhangi bir sayfa gezmediğim Zen Budizmi geldi kapıma dayandı, ruhen yani.
Bunca zaman nasıl görmezden geldim böyle bir kültürü hayret ediyorum. Bu konuda okumaya başladım, işten zaman ayırabildiğim ilk anda yazacağım bunu.
Hal Vaziyetleri
February 22nd, 2006
Yoğun bir çalışma dönemine girdim, bu yüzden bloglarıma bakıp bakıp ağzımın suyu aksa da istediğim kadar yazamıyorum. WordPress 2.0.1 ve k2 üzerine kurulu bir test blogu üzerine çalışıyorum. WordPress coştu iyice, plugin’leriyle beraber Drupal ile yarışabilir konuma gelmek üzere. PHP bilgisi olanlar için drupal’den öte bir hal aldı zaten.
Biraz daha açık konuşmak gerekirse şu; bir online dergi üzerine çalışıyorum. Türkiye’nin kafası internete ve topluma çalışan adamlarının yaratmak istediği birşey bu. Ben hem teknik ekipte hem de içerik ekibinde yer alacağım. Hatta zaman içinde bu blogu da oraya taşımam söz konusu…
Türkiye’de internet alanında bazı şeylerin olmasını hep istemiştim. Sanırım şimdi olmaya başladı gerçekten birşeyler. Bu bahsettiğim derginin hazırlıkları 2005 yazından beri yapılıyor.
Hayırlısı.
Tablosuz Tasarım
November 26th, 2005
Tablosuz tasarım, ingilizce tanımıyla “tableless design”, son yılların tasarım modalarından biri. Web tasarımında, tabular data dediğimiz tablo halinde veri sunumu yapmaya yarayan “table” tag’ının tasarım amaçlı kullanımına karşı çıkan bir model.
Daha doğrusunu söylemek gerekirse, böyle moda ve trend biçiminde adlandırmaktan ziyade bir web standardı olarak adlandırmak gerekiyor bunu. Çünkü www konsorsiyumunun tavsiyesi de bu yönde; tabloları kullanmamak.
CSS geliştikçe ve “div” leri daha iyi yönetebildikçe eski bir tasarım alışkanlığı olan table kullanma sisteminin pabucu dama atılıyor. Bu tasarım prensibinin temelinde görsel tasarım ile veriyi birbirinden ayırmak var. W3C konsorsiyumu diyor ki, veriyi ve tasarımı birbirinden ayrı tutarsanız böylece tasarımı her saniye rahatlıkla değiştirebilirsiniz.
Son derece doğru bir yaklaşım bu. Ancak bazı sorunlar var yine de.
Microsoft, bir çok konuda olduğu gibi web alaninda da standartlara uymaktan kaçıyor ve internet explorer’ı sorunlu bir tarayıcı olarak karşımıza çıkarıyor. Yüzbinlerce web tasarımcısı yaptıkları işlerde internet explorer için ayrı, geriye kalan tüm diğer web tarayıcıları için ayrı tasarımlar yapmak zorunda kalıyorlar. Bu işin çözüme ulaşmasının tek yolu, Microsoft’un internet explorer’ı CSS dökümanlarını doğru bir biçimde tarar hale getirmesi.
Bir diğer sorun ise, bu benim şahsi görüşüm, Microsoft’un uyumsuzluğundan kaynaklanan sorunları çözme aşamasında web tasarımcılarının tablosuz tasarıma körü körüne bağlı kalmak istemeleri. Oysa önemli olan her zaman ziyaretçiye veriyi olabilecek en güzel tasarımla ve en hızlı biçimde iletmektir. Bunu gerçekleştirmeye çalışırken bir bakıyorsunuz CSS dosyası internet explorer’a dert anlatabilmek için şiştikçe şişiyor. Bu olmaz, olmamalı. Böyle mantık yürütülmez. Üstelik Tablo kullanmak veriyi tasarımdan ayıramamak anlamına gelmiyor ki. Sen yine ayır tasarım ile veriyi ama CSS’de bu kez sitenin anahatlarını belirleyecek tabloların özelliklerini kodla. Böylece div tag’lerini internet explorer’a uygun hale getirinceye kadar bırak birkaç yüz byte yerden kazan hızdan kazan.
Şu Microsoft inatlarından bir vazgeçse kendisi de bugünkğnden daha fazla para kazanacak ama sanırım daha fazla kazanmayı istemiyor artık… Ya da her imparatorluğun da bir sonu var, bilmiyorum.
Karate Kid’in hocası Pat Morita öldü.
November 25th, 2005
Karate Kid’in hocası olarak Miyage adıyla tanıyıp sevdiğimiz Pat Morita, 73 yaşında hayata gözlerini yumdu. Toprağı bol olsun. Kendisi Karate Kid serisindeki usta oyunuyla Türkiye’de karate sporunun sevilmesinde etkili olmuştu. Her ne kadar profesyonel bir oyuncu olarak çok daha başka rollerde başarıyla oynamış da olsa, onu en çok Miyage-San olarak hatırlardık.
Kendisine huzurlu bir öbür dünya diliyorum.
htm ve html uzantilari arasinda ne fark var?
November 25th, 2005
İnternet’te bir web sayfasi yayinlamak istediğimizde browserlar’da bunu göstermenin en basit yolu htm ya da html uzantılı dosyaları kullanmaktır. Elbette salt bir dosyanın uzantısını htm ya da html yaptınız diye değil. Html bir kısaltmadır, açılımı ise “Hypertext Markup Language” dir. Bu dosya içerisinde, sunmak istediğiniz içeriği biçimlendiren ve istediğiniz görüntü ile sunmanızı sağlayan kod parçaları bulunur. Mesela bold yapmak istediğiniz bir yazıyı <b>yazi</b> biciminde yazarak bold yaparsiniz. Elbette iş bu kadar basit değil, html’in onlarca komutu var.
Gelelim başlık konumuza. Madem bu dosyanın uzantısı *.html’dir o zaman htm nereden geliyor ve farkı ne?
Html uzantılı bir dosya ile htm uzantılı bir dosya arasında hiçbir fark yoktur. Htm diye bir dosya uzantısının ortaya çıkmasının tek sebebi dosya isimlerinde 8+3, yani sekiz karakterlik dosya ismi artı üç karakterlik dosya uzantısı biçimini
kullanan ms-dos (microsoft disk operating system)’tur. Kendileri html dosyaları bu dosya sistemine uydurabilmek için uzantıyı htm biçiminde kısaltmışlardır.
Benzer örnekler için jpeg -> jpg, tiff -> tif gösterilebilir.
Günümüzde Microsoft Windows işletim sistemleri artık 8+3 lük dosya adı biçimine bağımlı olmadıklarından htm uzantısı gereksiz bir hal almıştır. Html dosyalarınızı gönül rahatlığıyla enbaşından beri olması gerektiği gibi *.html biçiminde kaydedebilirsiniz.
Gereksiz Bilgi
November 23rd, 2005
Bugünlerde sitede önemli güncellemelere girişiyorum bu yüzden bir süre içeride gezerken anlam veremediğiniz aksaklıklarla karşılaşırsanız paniğe kapılmayın, söylemedi demeyin.