Tablosuz Tasarım
November 26th, 2005
Tablosuz tasarım, ingilizce tanımıyla “tableless design”, son yılların tasarım modalarından biri. Web tasarımında, tabular data dediğimiz tablo halinde veri sunumu yapmaya yarayan “table” tag’ının tasarım amaçlı kullanımına karşı çıkan bir model.
Daha doğrusunu söylemek gerekirse, böyle moda ve trend biçiminde adlandırmaktan ziyade bir web standardı olarak adlandırmak gerekiyor bunu. Çünkü www konsorsiyumunun tavsiyesi de bu yönde; tabloları kullanmamak.
CSS geliştikçe ve “div” leri daha iyi yönetebildikçe eski bir tasarım alışkanlığı olan table kullanma sisteminin pabucu dama atılıyor. Bu tasarım prensibinin temelinde görsel tasarım ile veriyi birbirinden ayırmak var. W3C konsorsiyumu diyor ki, veriyi ve tasarımı birbirinden ayrı tutarsanız böylece tasarımı her saniye rahatlıkla değiştirebilirsiniz.
Son derece doğru bir yaklaşım bu. Ancak bazı sorunlar var yine de.
Microsoft, bir çok konuda olduğu gibi web alaninda da standartlara uymaktan kaçıyor ve internet explorer’ı sorunlu bir tarayıcı olarak karşımıza çıkarıyor. Yüzbinlerce web tasarımcısı yaptıkları işlerde internet explorer için ayrı, geriye kalan tüm diğer web tarayıcıları için ayrı tasarımlar yapmak zorunda kalıyorlar. Bu işin çözüme ulaşmasının tek yolu, Microsoft’un internet explorer’ı CSS dökümanlarını doğru bir biçimde tarar hale getirmesi.
Bir diğer sorun ise, bu benim şahsi görüşüm, Microsoft’un uyumsuzluğundan kaynaklanan sorunları çözme aşamasında web tasarımcılarının tablosuz tasarıma körü körüne bağlı kalmak istemeleri. Oysa önemli olan her zaman ziyaretçiye veriyi olabilecek en güzel tasarımla ve en hızlı biçimde iletmektir. Bunu gerçekleştirmeye çalışırken bir bakıyorsunuz CSS dosyası internet explorer’a dert anlatabilmek için şiştikçe şişiyor. Bu olmaz, olmamalı. Böyle mantık yürütülmez. Üstelik Tablo kullanmak veriyi tasarımdan ayıramamak anlamına gelmiyor ki. Sen yine ayır tasarım ile veriyi ama CSS’de bu kez sitenin anahatlarını belirleyecek tabloların özelliklerini kodla. Böylece div tag’lerini internet explorer’a uygun hale getirinceye kadar bırak birkaç yüz byte yerden kazan hızdan kazan.
Şu Microsoft inatlarından bir vazgeçse kendisi de bugünkğnden daha fazla para kazanacak ama sanırım daha fazla kazanmayı istemiyor artık… Ya da her imparatorluğun da bir sonu var, bilmiyorum.
htm ve html uzantilari arasinda ne fark var?
November 25th, 2005
İnternet’te bir web sayfasi yayinlamak istediğimizde browserlar’da bunu göstermenin en basit yolu htm ya da html uzantılı dosyaları kullanmaktır. Elbette salt bir dosyanın uzantısını htm ya da html yaptınız diye değil. Html bir kısaltmadır, açılımı ise “Hypertext Markup Language” dir. Bu dosya içerisinde, sunmak istediğiniz içeriği biçimlendiren ve istediğiniz görüntü ile sunmanızı sağlayan kod parçaları bulunur. Mesela bold yapmak istediğiniz bir yazıyı <b>yazi</b> biciminde yazarak bold yaparsiniz. Elbette iş bu kadar basit değil, html’in onlarca komutu var.
Gelelim başlık konumuza. Madem bu dosyanın uzantısı *.html’dir o zaman htm nereden geliyor ve farkı ne?
Html uzantılı bir dosya ile htm uzantılı bir dosya arasında hiçbir fark yoktur. Htm diye bir dosya uzantısının ortaya çıkmasının tek sebebi dosya isimlerinde 8+3, yani sekiz karakterlik dosya ismi artı üç karakterlik dosya uzantısı biçimini
kullanan ms-dos (microsoft disk operating system)’tur. Kendileri html dosyaları bu dosya sistemine uydurabilmek için uzantıyı htm biçiminde kısaltmışlardır.
Benzer örnekler için jpeg -> jpg, tiff -> tif gösterilebilir.
Günümüzde Microsoft Windows işletim sistemleri artık 8+3 lük dosya adı biçimine bağımlı olmadıklarından htm uzantısı gereksiz bir hal almıştır. Html dosyalarınızı gönül rahatlığıyla enbaşından beri olması gerektiği gibi *.html biçiminde kaydedebilirsiniz.
Microsoft Singularity
November 16th, 2005
Microsoft yeni bir işletim sistemi çıkarıyor. Şu anda ismi singularity, sonrası ne olur bilinmez. Bu işletim sisteminin şu anda konuşulan en önemli tarafı, windowsdan tamamen bağımsız yeni bir işletim sistemi olması.
Hazır elimizde böyle bir haber varken, günümüzdeki reklam ve pazarlama sektörü nasıl çalışır buna bir bakalım.
Herşeye araştırmayla başlanır. Araştırma genelde iletişim ihtiyaçlarını belirlemek üzere yapılır. Örneğin, Volvo yeni bir ürün çıkarmadan evvel yaptığı araştırmada markasına atfedilen güvenlik unsurunun artuık can sıkıcı hale gelmeye başladığını görmüştü. Bunun üzerine de yeni reklam kampanyalarında güvenlik unsurunu anlatmaya daha az yer verdiler.
Microsoft’un bugünkü sorunu ise belli ki artık gerçeğe dayansın ya da dayanmasın güvenilir olmayan bir işletim sistemi ürettiği algısıydı.
Buna çözüm olarak da windows’dan tamamiyla bağımsız yeni bir işletim sistemi ürettiklerini açıklıyorlar.
Bunca yıllık tecrübeden sonra Microsoft’un - hele de sıfırdan başlarken - yepyeni bir işletim sistemini başarıyla yaratacağından şüphemiz yok. Üstelik linux gibi de mükemmel bir örnek var karşılarında.
Belki Microsoft, bu hamlesiyle müşterilerinin ve potansiyel müşterilerinin gözlerindeki imajını değiştirir, algısını iyi yönde artırır.
Telsim ve Microsoft Arasındaki Benzerlikler
October 13th, 2005
Günümüzde Windows işletim sistemi ailesi şu sebeplerle kullanılmaktadır;
Alternatif işletim sistemlerinin ekran kartı sürücüleri sayıca zayıftır. Gerçi nvidia ve ati gibi sektörün devleri linux işletim sistemleri için sürücü çıkardılar ve sorunsuz bir biçimde 3d dahil olmak üzere kullanılıyor. Ancak yine de yoğun görsellik içeren bilgisayar oyunlarının unix-linux işletim sistemlerinde oynanması henüz mümkün olamadı çünkü bunların linux versiyonları piyasaya çıkmadı henüz.
Bir başka önemli sebep, web tasarımı ve web geliştirme konusunda macromedia yazılımlarını kullanan tasarımcılar ve “coder”lar. Macromedia’nın kaliteli yazılımlarının linux alternatifleri az, zayıf. Benzer biçimde adobe-photoshop ve adobe ailesinin diğer bazı yazılımları, ki bunlar tasarım ve yayıncılık sektörlerinde çok önemlidir, linux üzerinde çalışan versiyonları yok henüz (buna halk arasında devrik cümle diyoruz). Gerçi Adobe-Photoshop ile yarışabilecek gimp var ancak tasarım yazılımlarında insanların alışkanlıklarını değştirmeleri çok zor.
Bir diğer sebep ise toplumsal. Toplumu oluşturan bireyler birbirlerini takip ederler ve böylelikle ruhen sırtlarını bir yere dayarlar. Ev ve küçük işyerlerinde windows işletim sistemlerinin kullanım oranı çok yüksek, örneğin Türkiye’de bu rakam yüzde 96 civarında…
Şimdi gelelim microsoft’la telsim’in ortak özelliğine. Microsoft, dünyada aklınıza gelebilecek ne kadar bilgisayar üreticisi varsa çoğuyla anlaşmalıdır. Bu sayede satın aldığınız bilgisayar üzerinde windows işletim sistemi kurulu olarak gelir. Siz onu bilgisayarla bedavaya veriyorlar sanabilirsiniz ama onun parasını ödüyorsunuz. Bu kabaca ekstradan bir 100$ anlamına geliyor. Gecen iki yıl boyunca casper ve escort üzerinde linux kurulu bilgisayarlar çıkardılar piyasaya ancak nedenini bilmiyorum çok yaygınlaşmadı.
Satın aldığınız her bilgisayarın üzerinde windows’un kurulu olarak gelmesi ve bunun parasını mecburi olarak ödemeniz bana zamanında telsim’in sadece telsim kartlarıyla çalışan telefonları piyasaya sürmesini hatırlatıyor. Bu telefonları başka kartlarla kullanmak için “kırdırmanız” gerekiyordu.
Acaba Bill Gates’in evinde koli koli seri numarası var mıdır?
Linux Windows Çatışmaları - 3
October 12th, 2005
Şimdiye kadar genel kavramlardan sözettik. Biraz güvenlik sorunları üzerinde durduk. Bundan sonrasında Windows’un ve dolayısıyla Microsoft’un savaşta ne durumda olduğuna dair işaretlere, niçin linux kullanmanız gerektiğine dair argumanlara bakacağız.
Gelecek bölümlerde windows işletim sistemi ailesinin ve microsoft’un satış ve pazarlama politkasının yanlışlarını bir bir yazacağımızdan evvela windows’un hakkını verelim. Sonra öldüreceğiz çünkü.
Ben ortaokul-lise yıllarında windows 3.1′den başlayarak bundan iki ay evvelsine dek aralıksız windows kullandım temel işletim sistemi olarak. Bir çok kullanıcının yaşadığı o müthiş güvenlik sorunlarını hiç yaşamadım. Daha çok windows’la aramdaki kavga benim şunu yapmak istiyorum (mesela bugün şuraya gitmek istiyorum) dememle windows’un bana hayır kardeşim bunu yapamazsın demesi biçiminde oldu. Zaten windows’u tamamen bırakıp sadece linux kullanmaya başlamamın sebebi de bu. Benim için çok önemli bir konuda yine windows kısıtlamalarıyla karşılaşmış olmak.
Windows’un bugün piyasada olan ve en yaygın kullanılan işletim sistemi windows xp’dir. Kendisini severim. 2001 yılında piyasaya çıktı. Windows işletim sistemi ailesinin önceki üyelerinden çok daha güçlü, çok daha güvenlidir. Açıkçası mavi ekran efsanesini toprağa gömmüştür. Bilinçli kullanıldığında verilerinizin başına bir iş gelmeden çalışmanızı sürdürebilirsiniz. Ancak onu iyi korumanız gerekir. Mutlaka 3.parti bir antivirüs, anti-adware/anti-spyware kullanmalısınız. Bilgisayarınıza girip çıkan dosyaları, mailleri, maillerin eklerini muhakkak bu programlara denetlettirmelisiniz. Bedava programlar arasında açık kaynaklı olan değil de ticari firmalar tarafından sunulanları kullanırken çok dikkatli davranmalı, bunları mümkün mertebe kullanmamalısınız.
P2P dosya paylaşım programlarını kullanırken ekstradan bir dikkat sarfetmelisiniz. e-donkey, e-mule, i-mesh, ares, kazaa, vb. yazılımların kurulu olduğu bir windows xp pc’nin kontrolunun çok az bir kısmı sizin elinizdedir.
Herneyse, konumuzdan çok uzaklaşmayalım. Windows ile linux arasında en fazla karşılaştırma yapılan alanlardan biri de kullanım kolaylığıdır. Windows’un linux’a oranla daha kolay kullanıldığı söylenir. Linuıx’da bir program kurmak için deveye hendek atlatmanız gerektiği, programı kendinizin “derlemeniz” gerektiği, bir çok donanımın tanınmadığından çalışmadığı söylenir.
Bu söylenenler bir kaç yıl öncesine dek tamamen doğruydu. Linux üzerinde bir programı kurmak ve kullanmak için ortalamanın üzerinde bir bilgisayar bilgisine ve deneyimine ihtiyacınız vardı. Programları çoğunlukla kaynak kodlarından kendi bilgisayarınız üzerinde derleyerek çalışırdınız.
Ancak bugün durum böyle değil. Windows’da bir program kurmak için nasıl ki *.msi ya da *.exe uzantılı bir setup dosyasını çalıştırıyorsanız linux’ta da *.rpm, *.bin, ya da *.sh uzantılı dosyaları çalıştırıyor ve yazılımı bilgisayarınıza otomatik olarak genelde el değmeden kuruyorsunuz. Ayrıca komut satırı üzerinden ihtiyacınız olan yazılımın adını bildikten sonra onu bilgisayarınıza internet üzerinde arattırıp kurmanız da çok kolay. Örneğin bilgisayarımıza windows’daki winamp’ın eşdeğeri olan xmms kurmak istiyoruz diyelim. Yapmanız gereken tek şey ya “apt-get install xmms” ya da “yum install xmms” ya da xmms’in kurulum dosyasını indirip üstüne çift tıklayarak açmak ve kurulmasını izlemek oluyor.
Bunun haricinde linux kullanmak windows kullanmaktan daha kolay açıkçası çünkü yazılımların yardımcı dökğmantasyonları windows’dan çok daha profesyonel. Ayrıca dil desteği windows kadar kısıtlı değil. Dolayısıyla kendi dilinizde çalışmak ve okuduğunuz yardımcı dökğmanın ne demek istediğini anlamak istiyorsanız linux bu konuda size yeterli imkanı sunuyor.
Hem linux hem windows üzerinde kullanabileceğiniz profesyonel ve ama ücretsiz bir dizi önemli yazılım da var, bunların her birinden bağımsız olarak bahsedeceğiz.
Görüşmek üzere.
BSA’nın şirket ziyaretleri
October 10th, 2005
Bugün bizim şirketi BSA’dan aradılar. Kaçak yazılım kullanıyormuşsunuz hmmm.. diye. Çok güldüm açıkçası. Son bir aydan beri şirketimizin kullandığı yazılımlarla ilgili politikamızda yaptığım kökten değişiklikten BSA’nın haberi yoktu tabi nasıl olsun? Maalesef gelip de bulabilecekleri bir şey yok, çünkü şirkette windows kullanan tek bir bilgisayar bile kalmadı zaten.
Şimdi bu durum o kadar önemli mi bireysel olarak? Benim kimseye verilecek hesabım yok, o bakımdan önemli. Ancak toplumsal öneme de haiz olması bakımından bugünden itibaren adım adım nasıl unix bazlı bir ortama geçeceğiz, nasıl açık kaynak kodlu programları kullanacağız, bunlar üzerine konuşacağız.
Merak edenlere önden bir ödev: Şu andaki yazılım kullanma biçminize dayanarak, yazılım ve sistem edinme maliyetlerinizi bir hesaplayın, lazım olacak.
Sevgiler, ferahlık dolu yürekler diliyorum.
Uzaktan Bilgisayar Kontrolu
October 4th, 2005
Şu linux windows çatışması yazılarına biraz ara vermek ve içinde çatışma olmayan bilhakis(bu kelimeyi de kesin yanlış yazmışımdır ben şimdi) uzlaşma içeren bir konudan bahsetmek istedim.
Evet, 21.yy’dayız ve bilgisayarınızı uzaktan kontrol edebilirsiniz. Bu konuda en yaygın kullanılan görsel bazlı program VNCviewer. Bu program şunu yapıyor, Uzaktaki bilgisayarınıza bağlanıyorsunuz ve görsel olarak onu kontrol edebiliyorsunuz. Ekranınıza bir masaüstü daha açılıyor ve bir pencere içinde uzaktaki bilgisayarınızın o sıcak, alışılmış görüntüsü var, onu zaten özlemiştiniz. Sahi, insan neden uzaklaşır ki bilgisayarından? Ben şahsen bazen dizüstü bilgisayarıma sarılıp yatmak istiyorum. Neyse, bunu gerçekleştirmek için nelere ihtiyacınız var bir ona bakalım.
Eğer linux ailesinden bir işletim sistemi kullanıyorsanız VNC yazılımlarını bilgisayarınıza indirierek işe başlamalısınız. popüler dağıtımların çoğunda bu yazılımlardan var aslında. Yani kurulumda zaten hazır biçimde geliyor. SuSE Linux’un 9.3 pro versiyonunda söz konusu yazılım tarafımdan denendi ve hala kullanılmakta. Şimdi devam etmeden evvel görsel bir örnek verelim:

Resmin üzerine tıklayarak büyük bir versiyonunu görebilirsiniz.
Bu resimde gördüğünüz içinde firefox browser’ı açık olan bir pencere var. İşte o pencere başka bir bilgisayarın masaüstü. Gereksiz detay vermek gerekirse, görüntü benim dizüstü bilgisayarımdan alınma ve kullandığım işletim sistemi fedora core 4. Uzaktaki makina olarak gördüğünüz bilgisayarda ise SuSE 9.3 pro kurulu.
Uzaktaki bilgisayarda bir VNC sunucusu çalışıyor. Benim bilgisayarımda ise bir VNC istemcisi bu bağlantıyı kuruyor ve beni uzaktaki makinaya bağlıyor. Şimdi artık orada istediğim herşeyi yapabilirim. Buna bilgisayarı kapamak ya da yeniden başlatmak da dahil! Tabi bu arada VNC bağlantınız da kopacak çünkü karşı taraftaki sunucu da kapanmış olacak bilgisayar ile birlikte.
Windows işletim sistemlerinde de bunu gerçekleştirmeniz mümkün. Bunun için bilgisayarıma ya da my computers ikonuna sağ tıklayın ve özelliklere gidin. Açılan pencerede uzaktan kontrol ile ilgili kısmı zaten hemen göreceksiniz. Orada bu servisi başlatabilirsiniz ancak dikkat edin uzaktan yardım kabul etmek ile uzaktan bilgisayara bağlanmak aynı seçenekler değil, bunları karıştırmayın!
Seçeneği aktive ettikten sonra, bilgisayarınıza bağlı ip adresini kullanarak giriş yapabilirsiniz. Örneğin ip adresi xxx.xxx.xxx.xxx
ise uzaktan bağlantı servisini sağlayan sunucunun kullandığı porta bağlanacaksınız, diyelim ki o port 5901 olsun, ki genelde VNC bu portu kullanır (port ingilizce de liman demek ve bilgisayarınızın sağa sola bağlantı kurabileceği ve çeşitli görevlerde kullanabileceği tam 65536 portu var. Bu konuya da ileride bir gün değineceğiz.), bağlantıyı kuracağınız adres xxx.xxx.xxx.xxx:5901 olacak.
Aynı servise java yoluyla browserlardan da bağlanabilirsiniz, VNC bu servisi 5801 no’lu porttan veriyor.
Bağlantıyı sağlamak için bu bağlantıya müsade edeceğiniz bir kullanıcı adı ve şifre ayarlamanız gerek. Bu halihazırda kullandığınız kullanıcı adınız ve şifreniz olabilir. Ayrıca birden fazla kullanıcı da bilgisayarınıza bağlanabilir eğer isterseniz.
Şimdilik bu kadar, daha ayrıntılı bilgiyi her zamanki gibi meraklılara bırakıyorum. Soran kabeyi de bulur, avrupa topluluğunu da!
Kolay gelsin.
Basit Performans Hileleri
October 4th, 2005
Gavur buna “trick” der. Hile kelimesinden daha masum bir kelimedir bu. Biz bunu türkçede taktik diye kullanırız ama aslında o da gavurca olduğu için ben yalan yanlış da olsa hile demeyi tercih ettim. Konuya girelim.
Windows işletim sisteminizi biraz daha hızlı çalıştırabilmeniz için bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Evvela şunu söylemeliyim ki performans artırmak için yardımcı programlara başvurmayın. En basitinden bu programların sunduğu hafıza boşaltma imkanları dahi bir faciadır. Nedeni ise şöyle; şimdi siz bilgisayarınızı açtığınız andan itibaren işletim sistemi sahip olduğunuz hafızayı en iyi biçimde ve son kuruşuna son damlasına kadar kullanmaya çalışır. Boşta kalan hafıza israf edilmiş hafızadır. İşletim sisteminiz hafızayı o anda kullanmakta olduğunuz programları aklında tutmak amacıyla kullanır temel olarak. Geri kalanını da disk yedeği olarak kullanır, yani, örneğin çok sık kullandığınız bir başka programı başlattığınızda bunu daha hızlı size sunabilmek için onu hafızasında canlı tutmaya çalışır. Bu niçin önemli? Bir programı çalıştırdığınızda bu program hard disk, yani sabit disk üzerinden okunur ve hafızaya alınır ve sizin kullanımınıza suınulur. Ne var ki, hard disk dediğimiz bilgisyarımızın büyük not defterleri, bilgisayarların en yavaş çalışan parçalarıdır çünkü bildiğimiz fiziksel hareket içerirler. Tıpkı bir iğneli plak gibi bir disk üzerinden bir kafa ile veriler okunur ve hafızaya alınır. Bu fiziksel işlem, diğer tüm elektronik işlemlerden onlarca kat, bazen yüzlerce kat daha yavaştır. Olay budur. Bu tarz konularda ağır gelen yerler olursa lütfen yorumlara ekleyin ben de daha açıklayıcı olmaya çalışırım.
Her neyse, çalışıyorsunuz, işletim sistemi sahip olduğu hafızayı en verimli biçimde kullanmaya çalışıyor. Normalde hafıza birimleri öyle pahalıdır ki, hiçbirimiz hiçbir zaman işlemlerimiz içiin tamamiyle yetecek kadar bilgisayar hafızasına sahip olamayız. Bu nedenle bilgisayarlarımız buna ek olarak hafızaya destek olsun diye hard diskin bir bölümünü de kullanırlar. Bugün 30′lu yaşlarında olanlar hatırlayacaktır, bu kavramla bizi çocukluğumuzda windows tanıştırmıştır. Yanılmıyorsam ilk kez windows 3.1 de sanal hafıza / virtual memory olarak adlandırılan bir ünite vardı. Bununla bolca oynardık. İnanamazdık aa ne çok hafızamız oldu derdik.
Bunu bugün hala tüm işletim sistemleri kullanırlar. Performansı artırmak içiin bu dosyalarla ilgili ne yapabilirsiniz? Eğer bu ek hafıza dosyası fiziksel olarak sizin üzerinde çalıştığınız sabit diskten fraklı bir sabit disk üzerinde yer alırsa bu size hissedebileceğiniz oranda performans sağlar bunun sebebini gözünüzün önünde canlandırmak için pataes soyan bir kadının yanına aniden pataes soyan ikinci bir kadın koyduğunuzu düşünün, böylece patatesler daha hızlı soyulacaklardır.
Şaka bir yana, hard disk üzerindeki sanal hafıza sürekli okuma-yazma işlemleri gerçekleştirir ve gerçek hafıza ünitesine destek olmaya çalışır. Bir yandan siz de çalışıyorsunuz ve zaten hard disk üzerinde bir aktivite. Her hard diskin veri yazma-okuma için bir adet kafası bulunur. Yani herşeyi sırayla yapmaktadır. Ama çift sabit disk kullanırsanız bazı işleri sıraya sokmanız gerekmez ve gerçek anlamda eş zamanlı işler yapabilirsiniz.
Peki bunu nasıl yapacaksınız? Bilgisayarım ya da my computer simgesine sağ tıklayın ve özelliklere gidin. Tabi bunu Windows XP için anlatıyorum. Özellikler penceresinde üst taraflarda Türk Dil Kurumu’nun sekme adını verdiği tabler arasından “gelişmiş” ya da “advanced” yazan yeri tıklayın. oradaki üç seçenekten birinde virtual memory ya da sanal hafıza gibi birşey göreceksiniz. Şimdi oradan eğer birden fazla sabit diskiniz varsa bu sanal hafızanın diğerinde durmasını sağlayabilirsiniz.
Başka performans hilelerine de bakalım. Çift hard disklerden devam edelim. Sanal hafızaya benzer biçimde eğer birden fazla hard diskiniz varsa, işletim sisteminizin ve programlarınızın bulunduğu hard diskle dökğmanlarınızın bulunduğu hard diskler farklı fiziksel hard diskler olsun. Bunun sebebi de sanal hafıza anlattığım mantıkla aynıdır. Çift kafa, daha çok performans, daha çok patatesi daha kısa zamanda soyan iki kişi.
Grafik özelliklerden malzeme çalarak nasıl performans artırabileceğimize de değinelim. Grafik kartları hafızayı iki şekilde kullanırlar. Ya kendilerine ait bir hafıza üniteleri olur ya da bilgisayarın hafızasını paylaşırlar. Eğer kendilerine ait bir hafıza birimleri varsa performans üzerinde çok büyük bir sorun yaratmazlar. Ama bilgisayarın hafızasını paylaşıyorlarsa bu konuda çalışma performansınızı artırmak iğçin yapabileceğiniz birşeyler var. Windows, size daha neşeli bir çalışma ortamı yaratmak için mouse okuna ve programların menu kutularına gölgelendirme yapar. Bunlar ufakta olsa bilgisayarınızın hafızasını kullanmaktadır. Bunları iptal ederek perfromansa katkıda bulunabilirsiniz. Bir son dakika raporu yetiştirirken emin olun sizi takip eden bir gölgeye ihtiyacınız olmayacak.
Performans konusunda az bilinen, bilinse de çok değer verilmeyen bir önemli konu defragmantasyondur. Windows işletim sistemleri hard diski öyle bir kullanır ki, bir dosyayı sildiğiniz zaman ondan boşalan yere hemen yazmaya başlar yeni verilerinizi. Yeni veriler oraya sığmaz ise sığdığı yere kadarını yazıp geri kalanını bir başka boş yere yazar. Bu durumda veriler zamanla parçalanır. Bölük pörçük olur. Bu size zaman kaybı olarak geri döner. Hard diskinizin veri okumak için yalnızca bir kafası olduğunu hatırlayın. Veri ne kadar çok parçaya ayrılırsa hard disk üzerindeki ookuma hareketi o denli artıyor ve yavaşlıyorsunuz. Windows’un sistem araçları arasında, ya da hard disk simgesine sağ tıkladıktan sonra tools ya da araçlar menüsünden defragmantasyon yazılımına hızlıca ulaşabilirsiniz. Siz defragmente et hard diskimi diyeceksiniz o da edecek, karmaşık bir şey yok. Bunu en geç ayda bir yapmalısınız ki, parçalanan veriler birleşsin ve çalışma hızınız düşmesin.
Bu tarz performans konuları yazmakla bitmeyecek derecede çoğaltılabilir. Önemli olan ezberlemek değil mantığı kapmak. Zaman zaman bunlara değinmeye devam edeceğim ama dediğim gibi yorumlar kısmına not bırakırsanız buna göre cevaplamaya öncelik veririm.
İyi performanslar diliyorum.
Linux Windows Çatışmaları - 2
October 3rd, 2005
En son kaldığımız yerden devam edelim. İlk makaleyi okumayanları da şuraya alalım: Linux Windows Çatışmaları - 1
Eğer çoğunluk linux kullanıyor olsaydı aynı güvenlik sorunlarını yaşıyor olacak mıydık demiştim. Olmayacaktık. Hemen şuradan başlayalım, linux şu andakin kadar güvenli olmayacaktı o zaman. Ama yine de bugünkü windows işletim sistemi ailesinden daha güvenli olacaktı. Sebebine gelince:
Linux, çok kullanıcılı bir işletim sistemi olup, onlarca hatta yüzlerce kullanıcının aynı anda bağlanıp işlem göreceği bir sistem olarak tasarlanmıştır, tıpkı dedesi unix gibi. Unix de bir işletim sistemi ailesidir ve gelecek günlerde buna da değineceğiz. Linuxun çok kullanıcılı olarak tasarlanmış olmasının getirdiği bir özellik, dosyaların ve klasörlerin sahipleri ve kullanım izinleri olmasıdır. Örneğin, rapor.doc isimli bir döküman yarattınız ve bunu kaydettiniz. Linux işletim sistemlerinde çalışıyorsanız veb kullanıcı adınız “ahmet” ise, sözkonusu dosya ahmet’e ait olarak kaydedilir. Ardından siz eğer isterseniz bu dosyanın kullanımını sadece “ahmet” kullanıcısıyla sınırlayabilirsiniz. Sizden başka kimse bu dosyayı açamaz. Dosya izinlerini bir kombinasyon halinde de kullanabilirsiniz. Açamaz, açar ama değişiklik yapamaz, açabilir ve değişiklik yapabilir gibi.
Şimdi okurlardan şu soruyu duyar gibi oluyorum; bu sistem windows ailesinde’de yok mu? Evet var. Ama çok merak ettiğim bir şey var bu konuda. Windows işletim sistemi ailesinde “salt-okunur” özelliği verdiğiniz bir dosyayı bunu değiştirmeden silebiliyorsunuz sadece delete tuşuna basarak ya da çö kutusuna sürükleyerek. buna müsade eden bir işletim sistemine nasıl güvenilir? Ya da şöyle diyelim; “salt-okunur” olarak ayarlanan bir dosyayı bu özelliğini değiştirmeden silebiliyorsanız ben bu “salt-okunur” özelliğinden ne anladım?
Devam edelim, bu dosya sahipliği, özellikleri vs. arasında bir de çalışıtırılabilir/çalıştırılamaz özelliği vardır. Bu hem dosyalar hem de dosyaların saklanacağı klasörler için geçerlidir. Örneğin “bogaz” klasörüne şöyle bir özellik atayabilirsiniz: bu klasörün içindeki çalıştırılabilir dosyalar çalıştırılmasın. Bu durumda o klasörde çalıştırılabilir bir dosya yani program dosyası, windows’da *.exe uzantılı dosyalara tekabul eden dosyalar bulundurulabilir, görüntülenebilir, ancak çalıştırılamazlar. Şimdi bilgisayarınızı bu şekilde ayarladığınızı ve internette surf yaparken geçici (temporary) dosya klasörünüzü böyle bir klasör olarak kurduğunuzu varsayalım. oraya kaza ile de olsa indireceğiniz hiç bir program dosyası çalışmayacaktır, ta ki siz arzu edene dek. işte size güvenlik.
Buradan yola çıkarak, akıl yürüterek de bulunabileceği üzere, linux’un sistem dosyaları herkesin kolayca ulaşamayacağı klasörlerde tutulur. Kullanıcılar istedikleri programları çalıştırırlar, çalışmalarını kaydederler, sonra tekrar çalışırlar vs. vs. Ama sistem klasörleri ve dosyaları güvenliktedir. Herkes tarafından ulaşılamaz ve sağlam kalırlar.
Windows işletim sistemi ailesi de kendisini bu doğrultuda geliştirmektedir. Biraz uğraşarak windows’u da buna yakın güvenlikli bir hale getirebilirsiniz. Şimdi ne oldu? Linux güzel bir iişletim sistemi ama iyi bilmek ve uğraşmak gerekiyor argumanı neyi daha farklı kıldı? Windows ile de güvenlikli çalışmalar yapmanız mümkün ama her iki sistemde de “bilgisayardan anlamanız” gerekiyor.
Karşılaştırmalara devam edeceğiz.
Linux Windows Çatışmaları - 1
October 3rd, 2005
Bu konuya dair bir çok şey söylendi şimdiye dek, ben de hep aval aval baktım. Sonra zamanla işin içine daldım, değerlendirmeler yaptım kendimce. Bugün geldiğim son nokta işimde ve evimde Linux kullanıyor olmak oldu. Kişisel tercihleri bir yana bırakıp hızlıca konuya dalalım, bakalım ne var ne yok cephede.
Bu tartışmalar şimdiye dek hep güvenlik sorunları etrafında başlatıldı ve güvenlik sorunları etrafında büyütüldü. Microsoft Windows işletim sistemi ailesi; yani şu anda hala kullanımda olanları bir sayalım, nadir de olsa Windows 3.1, Windows 95, Windows 98, Windows Me, Windows 2000, Windows XP Home, Windows XP Professional, Windows NT Server, Windows 2003 Server; Bu işletim sistemleri şimdiye dek hep güvenlik alanında suçlandılar. Argümanların çoğu doğruydu. Windows işletim sistemi ailesinin kabul edilmeyecek, affedilmeyecek güvenlik açıkları hep oldu şimdiye kadar ve bulanlar da affetmediler zaten. Ancak yine de ben derim ki Windows desktop ortamında, ki bu ortam bugün çoğunlukla Windows 98, Windows Me, Windows 2000 ve Windows XP’nin iki türünden birini kullananlar için geçerli, güvenlik konusunda yapılan atıflar fazla kaçmaktadır. Nedenine gelince:
Windows, günümüzde daha çok evlerde ve küçük işyerlerinde kullanılan bir işletim sistemi olup, daha çok düşük seviyede bilgisayar ve internet tecrübesi olan kullanıcıların işini görmekte. Hal böyle olunca Windows ne yaparsa yapsın altından kalkamayacağı cehalette bir toplulukla karşı karşıya. Gerçi bu Microsoft’un tamamen kendi tercihiyle oluşmuş bir durum ya neyse, buna daha sonra değineceğiz. Bu durumda bu sistemlerin güvenliğini tatmin edici boyutlarda sağlamak çok zor. Hele de internet varken çok çok zor. Windows işletim sistemlerinde karşılaştığımız güvenlik şikayetlerinin çok büyük bir bölümü internette mp3 paylaşımı sırasında ya da porno sitelerini gezerken ziyaretçiye sunulan kötü amaçlı yazılımların yarattığı şikayetlerdir. Microsoft bunlarla başa çıkabilmek için işletim sistemiyle beraber sunduğu web tarayıcısı olan Internet Explorer’ın son iki yıllık süsürmlerinde ve “patch”lerinde kullanıcıyı son dereceye kısıtlayan uygulamalara başvurdu. Bu da kullanıcıları Internet Explorer’dan uzak durmaya, patch’leri ve güncellemeleri yüklememeye itti. Ayrıca bu kötü amaçlı yazılımları internet üzerinden sunan porno ve mp3 endüstrisini sömürerek kazanç sağlamaya çalışan reklam sektörünü de yaratıcı çalışmalar yapmaya yönlendirdi.
Daha ileri gitmeden evvel bu konuştuklarımızı gözümüzün önünde canlandırmaya çalışalım ki işler ve kavramlar birbirine karışmasın. Günümüzde güvenlik şikayetleri ev ve küçük işyeri kullanıcılarında aşağıdaki biçimde gerçekleşmektedir:
1. Windows ailesinden bir işletim sistemiyle çalışılmaya başlanır.
2. İnternette mp3 ve porno aramaları yapılır, bunlarla ilgili sitelere girilir.
3. Bu sitelerden bazıları, adına spyware ve adware dediğimiz programları ziyaretçinin bilgisayarına sokmak için istedikleri mp3 ya da porno içeriği indirmeden evvel bunu onaylamalarını ister.
4. Bunu onaylayan cahil kullanıcının sistemine program iner ve çalışmaya başlar.
5. Çalışmaya başlayan program, kullanıcının internette gezdiği yerleri, ilgi alanlarını ortaya çıkarmak ve bunları belli bir bilgi merkezine yollamakla yükümlüdür, bunu yaparken de bilgisayarın çalışma hızını ister istemez yavaşlatır.
6. Bu programlar birden fazladır ve korunmasız bir sisteme giriş yaptıkça sistem artan yazılım yükü karşısında iyice yavaşlar hatta bazen açılamaz ve kullanılamaz hale gelir.
7. Kullanıcı güvenlik açıkları nedeniyle Microsoft’a veryansın eder.
Şu ana dek üzerinde konuştuğumuz konu kısaca budur. Kanımca Microsoft, bu güvenlik açıklarının tamamından sorumlu tutulmamalıdır.
Linux bu konuda ne vaadediyor oraya gelelim şimdi. Linux kullanırken bunlar başınıza gelmez, çünkü şu anda bu tarz güvenlik açıklarından faydalanan firmalar genel ev ve küçük işyeri kullanıcılarını hedefliyorlar. Zaten dünya bilgisayar kullanıcısı sayısının çoğunluğunu bu arkadaşlar oluşturmakta dolayısıyla hedefleme gayet makul. Hal böyle olunca zaten zor bir iş olan kullanıcının bilgisayarına girme ve bilgi toplama işini geliştirmek konusunda Windows işletim sistemini, yani çoğunluğun kullandığı işletim sistemini hedefliyorlar. Aynı çalışma Linux’ta işe yaramıyor. Sebebi de çalıştırılabilir dosya tipinin Windows’da ve Linux’da farklı olması. En basitinden bu Windows’da *.exe, *.bat, *.com uzantılı bir dosya iken Linux’da *.bin, *.sh, uzantılı, hiç uzantısız ya da sistemin kurulumuna göre daha yüzlerce olasılığı olan bir durumdur. Ayrıca bu dosya uzantılarını değiştirmekle bir yazılımın yapabileceği işler de değişmez. Yani Linux türevi işletim sistemlerini kullananları hedeflemek için bu firmalar yeni bir çalışma uygulamak zorundalar.
Eğer günümüzde çoğunluk Linux türevi işletim sistemlerini kullanıyor olsalardı o zaman aynı şeyler linuxun başına gelecek miydi? Kısmen gelecekti ama tamamen değil. şimdi bunun sebebini anlatmak için konunun iyice temeline inmek ve Linux-Windows savaşlarının gerçekte neyle alakalı olması gerektiğini anlatmak gerekiyor. Bunu da bir sonraki yazıya bırakıyorum çünkü okumadan evvel gerçekten derin bir nefes almanız gerekecek.